SON DAKİKA

HDP, BOYKOT VE ÇEKİLME KONUSUNDA NASIL BİR POLİTİKA İZLEYECEK

Bu haber 28 Mart 2018 - 22:25 'de eklendi ve 99 kez görüntülendi.

2019 Başkanlık seçimi yaklaştıkça kilit önem kazanan HDP’nin tutumu konusunda tartışmalar sürüyor.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, önceliklerinin demokrasi mücadelesi olduğunu, seçim ittifakını bu mücadele içinde şekillendirmek istediklerini söyledi. Boykot tartışmalarını da sorduğumuz Temelli, HDP’nin boykot ya da Meclis’ten çekilme gibi bir tavrı olmadığını belirtti.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin Evrensel Gazetesi’nden Çağrı Sarı’ya verdiği röportajda öne çıkan başlıklar şöyle:

“REFERANDUMU ASLINDA ‘EVET’ KAZANMADI”

Seçimlerle ilgili zamanında yapılacak deniyor, ama erken de yapılabilir. Fakat sürekli olarak seçim tartışmaları, seçim pazarlıkları sürüp gidiyor. İnsanların gündemine seçim dayatılmış oluyor. Erdoğan’ın karşısında kimler aday olacak ya da olmayacak tartışmalarıyla aslında kamuoyu boğulmak isteniyor. Burada Türkiye’de emekçilerin önce dönüp bakması gereken şey, nasıl bir seçim yapılacağı konusu. Bu yasa aslında referandumda gerçekleşmiş olan hileleri, yasal kılıfa kavuşturma yasasıdır. Bu kadar şaibeli bir seçim, meşruiyeti baştan sakatlanmış sonuçlar doğurur.

Nasıl ki referandum aslında hayır çıktı, referandumu aslında evet kazanmadı… Ne yaparsanız yapın referandum sonuçlarına meşruiyet kazandıramazsınız. Bu tartışmayı aşmak için yeniden yasal değişikliklere ihtiyaç var. Bu tabii işin yasa kısmı.

Bunun ötesinde bir şey daha var; OHAL hâlâ sürüyor. 18 aydır OHAL rejimi var. Bir 18 ay da diyelim seçimlere var. Üç yıl boyunca OHAL kalacak ve OHAL ikliminde seçimlere gidilecek. Bu, seçmen iradesinin açığa çıkmasını engelleyecek. OHAL çemberinin sandıkları da çevrelediğini görüyoruz. Bizim bugünden yapmamız gereken şey, adaylar ve seçim ittifaklarına odaklanmak değil, demokratik bir seçim yapılabilir ortamı sağlamaya yönelik bir mücadele. Seçmen iradesinin belki de en önemli göstergelerinden biri olan oy verme hakkını ya da o oyların gerçek seçmen iradesini yansıtacak biçimde açığa çıkmasını engellemeye yönelik bir şeye karşı mücadele… Bu demokrasi mücadelesidir, biz de bu mücadeleye çağırıyoruz.

“BOYKOT TARTIŞMASINI SÜRDÜRMEK ANLAMLI DEĞİL”

 Bir yandan boykot tartışması da sürüyor. ‘OHAL ve değiştirilen seçim yasasıyla sandığa gidilemez’ diyenlerin yanı sıra ‘Boykot bugünün tartışması değil’ diyen de var. HDP olarak boykot fikrine yaklaşımınız nasıl?

HDP’nin gündeminde boykot yok, olmayacak. HDP’nin Meclisten çekilme gibi bir gündemi de yok. HDP olduğu her yerde mücadeleyi yükseltecek. Bu seçim süreci tartışmaları içerisinde de biz demokrasi mücadelesi vermeye devam ediyoruz. Dolayısıyla aslolan bu mücadeleyi yükseltmek. Bugünden boykot tartışmalarını sürdürmek çok anlamlı değil. Ne zaman boykot anlamlı olur, o ayrı bir tartışma. Biz şu an için baktığımızda eğer bu meseleyi faşizm olarak değerlendiriyorsak, HDP’liler olduğu her yerde faşizme karşı mücadele edecektir.

HDP nasıl çalışmalar yapıyor ve yapacak bu süreçte?

Seçim güvenliği konusundaki temaslar başladı zaten. Siyasi partilerin de bu konuda duyarlılığı çok yüksek. Bu pazarlıkçı siyasi partilerin dışındaki partileri kastediyorum. Hem de sivil toplumun, demokratik kitle örgütlerinin hassasiyetleri çok yüksek. Dolayısıyla sandıklara sahip çıkma konusunda önemli bir duyarlılık açığa çıkacaktır. Biz beş seçime girdik bugüne kadar. Dolayısıyla teşkilatımız seçimlere hazır. Ve sandık güvenliği, seçmenin siyasi iradesine sahip çıkması açısından her türlü desteği, gücümüzü bu sürece katacağız.

Fakat bu, seçim tartışmalarına kilitleneceğiz anlamına gelmiyor. Aday da çıkaracağız; HDP’nin bir adayı olacak. Çünkü biz siyaset yapıyoruz. Biz mücadele ediyoruz. Bizim sesimizi, sözümüzü, adayımız söyleyecek. Adayımızın çevresindeki arkadaşlarımız söyleyecek. Çünkü birinci tur, Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı zamanda parlamento seçimidir. Dolayısıyla HDP parlamentoda en güçlü şekilde yer alacaktır. Faşizme karşı mücadeleye, bu sistemi demokrasiden, çoğulcu demokrasiden, yerel demokrasinin güçlendiği bir yerden dönüştürebilmek için mücadeleye devam edeceğiz. Tabi bu mücadeleyi sürdürürken adayımızla, siyasi görüşümüzle ikinci turda düşüneceğiz. Her şeyin birinci turda bitmeyeceğini ikinci turun da hassasiyetini, önemini dikkate alan bir yerden bunu bütünlüklü olarak ele alıp, programımızı, planlamamızı bunun üzerine oturtarak yapacağız. Adayımız buluşmayı sağlamış, bir siyasetin adayı olacaktır. Türkiye’nin adayı olacaktır. Biz tabi bütün partilere bu çağrıyı yapıyoruz. Yani bugün Erdoğan’ın adaylığı ayrıştırıcı bir adaylıktır. Bir cumhurbaşkanı Kürtlere bozkurt kurt işareti yapıyorsa, onun bunun kulağından tutup oraya buraya savururum diyorsa bu ayrıştırıcıdır.